Dünya

Almanya’nın “Filistin” ikilemi: Hükümete baskı artıyor

Pek çok Batılı ülke bu hafta yapılacak BM Genel Kurul toplantıları çerçevesinde Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanırken Almanya’nın İsrail konusundaki geleneksel çekimserliği daha da göze çarpar hale geldi.

Son olarak İngiltere, Kanada, Avustralya ve Portekiz, Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmek için İsrail üzerindeki baskıyı artırmak ve yeni bir barış süreci başlatmak hedefiyle Pazar günü Filistin’i tanıdıklarını ilan etti. Pazartesi akşamı Fransa ve Suudi Arabistan öncülüğünde New York’ta düzenlenecek iki devletli çözüm konferansında da Fransa dahil pek çok ülkenin Filistin devletini tanıdıklarını resmen ilan etmeleri bekleniyor.

BM’ye üye 193 ülkenin yaklaşık 150’si Filistin devletini tanımış durumda. AncakG7Fransa, İngiltere ve Kanada gibi dünyanın en büyük yedi Batılı sanayi ülkesinden oluşan G7 üyelerinin bu adımı durumu başka bir boyuta taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise İsrail ile birlikte Filistin devletinin tanınmasını en güçlü muhalefeti gösteren ülke. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Filistin’i devlet olarak tanıyan ülkeleri Hamas’a atıfla “terörü ödüllendirmekle” suçluyor.


Gazze kentinde İsrail hava saldırıları sonucu yaşanan yıkımın boyutları genişliyor.Fotoğraf: OMAR AL-QATTAA/AFP/Getty Images

Almanya’nın ön koşulu gerçekçi mi?

Son Gazze savaşının başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e eleştiri konusunda çekimser kalan pek çok Batılı ülkenin son dönemde tutum değiştirmesi, hatta Filistin devletini tanımaya yönelmesi Almanya üzerindeki baskıyı artırdı.

Alman hükümetinin Filistin devletinin tanınması konusundaki resmi tavrı, böyle bir adımın kısa vadede atılmasının gündemde olmadığı yönünde. Başbakan Friedrich Merz Ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Bu girişime dahil olmayacağız” demiş, “devlet olarak tanıma için gerekli ön koşulların hiçbir şekilde mevcut olmadığını” belirtmişti. Merz, tanımanın, iki devletli çözüm hedefli bir barış sürecinin ardından gelmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.

BM Genel Kurul toplantılarında Almanya’yı temsil edecek olan Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da New York’a uçuşu öncesinde yaptığı açıklamada, ülkesinin iki devletli çözümden yana çabalarını sürdürdüğünü, ancak Filistin devletini tanıma gibi bir adımın ancak barış müzakereleri sonunda atılacak bir adım olduğunu kaydetti.

Ancak 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail topraklarına saldırmasıyla başlayan Gazze savaşı sürerken iki devletli çözüm için masaya oturma ve çözüme ulaşma şansı yok denecek kadar az. Alman hükümetini eleştirenler, Berlin’i gerçekçi olmayan bir ön koşul öne sürerek karar alma baskısından sıyrılmaya çalışmakla suçluyor.

Başbakan Merz’in gözyaşları

Nasyonalsosyalizm döneminde milyonlarca Yahudi’nin katledilmesiyle yaşanan soykırım Almanya’yı özel bir ikilem içinde bırakıyor. İsrail devletinin güvenliği, Almanya için hükümetlerden bağımsız bir devlet politikası niteliğinde.


Başbakan Merz, sinagog açılış töreninde yaptığı duygusal konuşmayla dikkat çekti.Fotoğraf: Sven Hoppe/dpa/picture alliance

Başbakan Merz, geçen hafta Münih kentinde nasyonalsosyalizm döneminde tahrip edilmiş bir sinagogun açılış töreninde yaptığı konuşmada gözyaşlarını tutmak için verdiği çabayla dikkat çekti. 7 Ekim 2023’ten bu yana yeni bir antisemitizm dalgasıyla karşı karşıya olunduğunu, bunun kendisine utanç verdiğini ifade eden Merz, antisemitizmin her türüne karşı savaş ilan etti.

Ancak antisemitizme karşı hassasiyetten ayrı olarak Almanya İsrail hükümetinin politikalarına ve Gazze Şeridi’ndeki askerî operasyonlara karşı tutumunu ise son dönemde sertleştirdi. İsrail’e karşı söylem sertleşti, Gazze Şeridi’nde kullanılabilecek türden tüm silahların ihracatı durduruldu.

İç ve dış baskı

Buna rağmen İsrail’e karşı daha güçlü bir tutum sergilenmesi yönünde Alman hükümeti üzerindeki baskı artıyor. Avrupa Birliği Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas Almanya’yı, İsrail’e karşı yaptırım planlarına katılmaya çağırdı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin İsrail’e yönelik ticarî ayrıcalıkları askıya alması önerisinde bulunmuştu.


Almanya Başbakanı Merz, geçen yıl Kudüs’te İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile bir araya gelmişti.Fotoğraf: Kobi Gideon/GPO/dpa/picture alliance

İç politikada da hükümet üzerindeki baskı artıyor. Koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar yaptırımlara sıcak bakarken muhalefetteki Yeşillerin eş başkanı Franziska Brantner, Başbakan ve Dışişleri Bakanı’na seslenerek “İsrail ve Filistin’deki tüm insanlar için barıştan yana olan güçlerin yanında mı yer alacaksınız? Yoksa içinde aşırı sağcı güçlerin bulunduğu İsrail hükümetinin Gazze’de yol açtığı yıkıma, barış perspektifinin ve rehinelerin serbest bırakılması umudunun giderek uzaklaşmasına seyirci mi kalacaksınız?” sorusunu yöneltti.

Onlarca sivil toplum kuruluşu da Alman hükümetine, İsrail’e yönelik eleştirileri somut adımların izlemesi çağrısında bulundu.

Alman halkı ne düşünüyor?

Ağustos ayı başlarında yapılan bir anket, Almanların yüzde 54’ünün Filistin devletinin tanınmasını desteklediğini ortaya koyuyor. Bu adıma karşı olanların oranı ise yüzde 31.

BM’de Filistin devletinin tanınmasına karşı olanların sayısı ise giderek azalıyor. Fransa gibi Almanya’nın yakın müttefiklerinin taraf değiştirmesi Berlin’i zora sokacak ve Almanya bu konuda ABD ile aynı saflarda yer alan sayılı ülkeler arasına girecek. ABD Başkanı Donald Trump ile ilgili yaşanan tartışmalar nedeniyle bu durum diplomatik açıdan Alman hükümetinin işini kolaylaştırmayacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu